Kamu Haberleri

Yola “Abdulmecit”lerle devam etmeliyiz!

Ama artık bu devirde Hazreti Ömer (ra) gibi insan bulmak pek mümkün görünmese de, AK Partinin savunduğu davanın bayrağını geleceğe taşıyabilecek yeni Abdülmecidler bulunabilir!

*      *      *

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı yaptığı yıllarda tanıdığı Abdülmecidin hikayesini şöyle anlatmıştı:

“Sene 1985. İstanbulda İl Başkanlığı görevine getirildim. İstanbulun o dönemde 19 ilçesi vardı fakat, biz toplam 8 teşkilat kurabilmiştik. İşin böyle gitmeyeceğini biliyorduk. 

Arkadaşlarla toplandık ve ne pahasına olursa olsun 19 ilçenin tamamında teşkilatlanmamız gerektiği kanaatine vardık. Yoğun bir gayret sonucu, 3 ay içerisinde 19 ilçenin tümünde teşkilatlarımızı kurduk.

Teşkilatlar her akşam saat 18 – 22 arasında açık olacak diye karar aldık. Teşkilatların açık olup olmadığını telefonlarla sürekli kontrol ediyorduk.

Bir akşam, nöbetlerin ne durumda olduğunu takip amacıyla il merkezine uğradım. Aksilik olup olmadığını sordum, Şişli cevap vermiyor dediler. Birkaç kez de ben aradım ve cevap alamadım. Bunun üzerine nöbetçi arkadaşıma, Sen aramaya devam et, ben de bir arabaya atlayıp bakayım dedim…

Gittim ki, kapı açıldı, o zamanlar ismen tanımadığım, gözleri yaşlı bir kardeşimiz çıktı karşıma.

Niye ağlıyorsun? diye sordum. Biraz kederlendim başkanım diye cevap verdi. Yahu neyin var, belki ben yardımcı olabilirim dedim, Sadece biraz kederlendim başkanım, hiçbir derdim yok dedi.

Peki, telefonla aradık ama cevap alamadık, neden? diye sordum. Mahcup bir şekilde, Başkanım bir işim vardı, onun için yarım saat geç açtım teşkilatı dedi.

Biraz sohbet ettik ve ayrıldım.

Ertesi sabah ağlamasının gerekçesini öğrendim. Meğer bu kardeşimin eşi o gün doğum esnasında şehit olmuş. O da dünyaya yeni gelen yavrusunu yengesine teslim etmiş. Hanımını da hastanenin morguna indirmiş. Nöbetim var diyerek koşarak nöbete gelmiş. 

O kardeşimin adının Abdülmecid olduğunu sonradan öğrendim… 

Sevgili kardeşlerim, 

Bu davanın mayasında Abdülmecitlerin bu imanı var! 

Bu davanın mayasında vefat eden eşini morgda, doğan çocuğunu başka bir kucakta bırakıp bir sefere çıkar gibi yola çıkan yiğitlerin inancı var, aşkı var, inancı var!..”

.  . .

Sayın Erdoğanın anlattığı hikâye burada bitiyor. 

Ancak Abdülmecidin hikâyesi burada bitmiyor. 

Bir süre sonra, “Ben Demirelin kalesini düşüreceğim” inancıyla, tek kuruş maddi destek beklemeden ve istemeden Ispartaya taşınıyor Abdülmecit Yücel…

Refah Partisinin Isparta İl Teşkilatının kurulmasında büyük rol oynuyor.

Arada bir İstanbula geliyor. 

“İstanbula neden bu kadar sık gidiyorsun?” diye soranlara, “Çünkü oradaki teşkilatlanma modelini buraya taşımadan başarılı olamayız” cevabı veriyor. 

Davasına olan inancı ve ortaya koyduğu insanüstü gayret sayesinde partinin Ege Bölge Müfettişi oluyor. 

Kısa süre sonra verdiği sözü tutuyor ve Demirelin kalesini düşürüyor. Hemen ardından Isparta Belediye Başkanı DYPden istifa ederek Refah Partisine geçiyor…

Yine bir gün, İstanbuldaki parti çalışmasına katılmak üzere 5 dava arkadaşıyla birlikte taka bir otomobile binip yola çıkıyor. Kütahya sınırlarında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybediyor.

Ne kadar sarsıcı bir hayat hikâyesi değil mi?… 

*  *  * 

Babür Şahın hikâyesini duydunuz mu bilmiyorum:

Timur’un kurduğu imparatorluk, ölümünden sonra oğulları ve torunları arasında parçalandı. Emir’in ülkesi kısa süre içinde yangın yerine döndü. 

Timur’un torunu Babür, dedesinin ülkesinde dağılmayı önleyip, birlik ve beraberliği sağlamak için çabalayıp durdu.

Ordusu dağıtılmış, yanında sadece güvendiği beş kişi kalmıştı.

Bahsini ettiğim bu 5 kişi Babüre, “Amacın nedir?” diye sorduğunda, “Hindistan’ı fethetmek” diye cevap verdi Babür Şah!

“Bunu beş kişiyle mi yapacaksın?” diyenlere verdiği cevap neydi biliyor musunuz?

“Hayır, davasına inanmış beş kişiyle” diye cevap verdi…

Kendisine inanan 5 kişi sayesinde Hindistanı fethetti, Babür Devletini kurdu. Babür Devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanlığı Forsuna birer yıldızla işlenen tarihteki 16 büyük Türk Devletinden biridir.

Demem o ki…

Falanca gitmiş, filanca gidecekmiş, yok şu olmazsa olmazmış, aaa bunu muhakkak tutmalıyız.. falan.. filan.. 

Eğer inandığınız bir dava var ise, kim giderse gitsin, onların gitmesinin hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur!

Kalanlardan da, menfaatçi, çapsız, davasız, beceriksiz, samimiyetsiz, kibirli, her haliyle partiye zarar veren, makamı, şahsi çıkar ve hevesleri için kullanan, birtakım çevrelerce kurgulanmış, yapay, halkın itibar etmediği kimseleri, partinin köşe başlarına koymanın da bir kıymet-i harbiyesi yok!

Abdülmecid gibi davasına inanmış 5 kişiyle yolunuza çok daha güçlü devam edebilirsiniz!..

Biiznillah… 

Reha Akyürek

Bilgi Üniverstesi Elektronik Mühendisliği bölümünü bitiridim. Profesyonel olarak haber editörlüğü yapmaktayım.
İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı