TÜRDEBde ‘İslami Dergicilik ve Medya’ semineri

Türkiye Dergiler Birliği (TÜRDEB) tarafından bu yıl 7'ncisi düzenlenen Uluslararası Dergi Fuarında Araştırmacı yazar Abdulkadir Turan'ın konuşmacı olarak katıldığı ‘İslami Dergicilik ve Medya’ başlıklı bir seminer düzenlendi. TÜRDEB'de ‘İslami Dergicilik ve Medya’ semineri

TÜRDEBde ‘İslami Dergicilik ve Medya’ semineri
TÜRDEBde ‘İslami Dergicilik ve Medya’ semineri admin
Bu içerik 176 kez okundu.
Reklam

Türkiye  Dergiler Birliği (TÜRDEB) tarafından bu yıl 7.'ncisi düzenlenen Uluslararası Dergi Fuarı sona erdi. 20 ülkeden 300’den fazla derginin katılımıyla gerçekleşen fuarın son gününde, İnzar Dergisi tarafından düzenlenen Turan ‘İslami Dergicilik ve Medya’ konulu bir seminere konuşmacı olarak Araştırmacı Yazar Abdulkadir Turan davet edildi.

Seminerde yaptığı konuşmada derginin bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Turan; “Ama doğru dergi bir ihtiyaçtır. Doğru dergi Resulullahn (sav) bir mektubu gibidir. Yanlış dergi ise İbn-i Sebe’nin fesadı gibidir. Biz İbn-i Selül’lerin, İbn-i Sebe’lerin mektublarını almak istemiyoruz. Biz Resullulahin (sav) mektubunu almak istiyoruz. Bunun üzerinde hassasiyetle durmak gerekiyor. " dedi.

‘Yanlış bilgi, Müslümanlar için tehlikedir!’

Turan; “Bir yazardan dinlemiştim. Hiç unutmuyorum diyordu ki; ‘Ben bir İslami dergiyi alıyordum dağıtmak yasaktı, trene binip dağıtıyordum. Elimde kalan sayıları ise, yerleşim alanlarına yaklaştığımda, trenin vagon penceresinden salıyordum. Adamın biri beni gördü, dedi ki; ‘Ya sen deli misin?’ hayır dedim. Bu yazılı bir şey, kaybolmaz. Bir de belki bir çoban görüp, okur da o çoban başkalarından daha iyi anlar dedim.’ İşte İslami dergiler böyle hayat buldu. Böyle var oldu. Böyle okundu. Bugün internet yayılıyor. Bugün bizim meselemiz bir bilgi yokluğu meselesi değildir. Biz bilgi çağında yaşıyoruz. Bizim meselemiz yanlış bilgi meselesidir. Artık bilgisizlikle kimse bizi aldatamaz. Bugün bilgi çok, Müslümanlar için tehlike, yanlış bilgidir. Müslümanlar için tehlike, ham bilgidir, fasıkın yaydığı haberdir, kafirin yaydığı haberdir, tahlil edilmemiş,   analiz edilmemiş bilgidir. İslami dergilerin burada en önemli özelliği, bu bilgiyi analiz etmeleridir. Bu bilgiyi tahlil etmeleridir. Bizi sıhhatli sağlıklı bilgiyle buluşturmalarıdır.”dedi.

‘İletişim kurmayıp, birbirinizi duymuyorsanız, birbirinize yardım edemezsiniz’

İslami derginin, İslami bilgiler verdiği gibi, İslami habercilik de yaptığını söyleyen Turan; “Bence işin İslami habercilik kısmı, en az İslami bilgi kadar önemlidir. Zira biz fasıklardan aldığımız haberlerle, zalimlerden aldığımız haberlerle, birbirimizi itham edebiliriz. Söylesem şaşırırsınız. Silvan’da bir gösteri yapılmış, 1979 yılında diye hatırlıyorum. Cami önünde. Ne diye gösteri yapılmış biliyor musunuz? Komünistler Kabe’yi bastı diye. İşin gerçeği ne? Kralın zulmüne karşı çıkan bir kısım Arabistanlı Müslüman, Kabe’nin bahçesine sığınmış ve Kabe’nin bahçesinde katledilmişler. Ama Müslümanların İslami basını olmadığı için, bu dışarıya nasıl yansıtılmış, 'Koministler Kabe’yi bastı' diye yansıtılmış. Biz de bunu Müslümanlar olarak camide protesto etmişiz. Meselenin vehametini anlatabiliyorum değil mi? Hani insan havayı alırken kıymetini anlamaz ya, yoksun kalırken kıymetini ancak anlar. Eğer bugün bu dergiler olmazsa , bu yayın organları olmazsa, aynı şeyleri yaşarız. Bu iletişim kanallarımız olmazsa, biz aynı duruma düşeriz. Sizin iletişim kurmadığınız bir yeri, almanız mümkün değildir. Anlamadığınız bir yere elinizi uzatamazsınız. Ümmet ancak iletişim varsa, Ümmettir. Ancak kendi arasında iletişim varsa Ümmettir. İletişimin olmadığı bir Ümmet, kalpte varsa da, amelde yoktur. Zira birbirinizi duymuyorsanız, birbirinize yardım edemezsiniz. Elinizi uzatamazsınız.” ifadelerini kullandı.

 ‘İslam’ı yıkmak için, İslam’dan bahseden ümitsizlik aşılayan dergiler vardı’

Tarihte Müslümanlara ümitsizlik aşılayan dergilerden örnekler veren Turan; “İçtihat Dergisi var, 1910’larda. Şura Dergisi var. Adı İslami Şura ve İçtihat dergileri. Kimin Abdullah Cevdet’in. Abdullah Cevdet bizde ki ilk dinsizlerden biridir. O da İslam’dan bahsediyor. O da Müslümanlardan bahsediyordu. Ama İslam’ı yıkmak için, İslam’dan bahsediyordu. Diyordu ki; ‘Müslümanlar harap durumda, bitap durumda. Bu Müslümanlar artık yol alamaz, gelişemez umudunuzu kesin İslam dünyasından. Siz umudunuzu Avrupa’ya bağlayın. Halbuki ilk okuyanlarımız safça şöyle düşünmüşler gerçekten demişler ki; ‘bu dergi Müslümanların mazlumiyetinden bahsediyor.’ Hayır bu dergi bizim en büyük belamızı yayıyordu. Neydi bu ‘yeis’ umutsuzluk, bizi umutsuzluğa sevk ediyordu." şeklinde konuştu.

‘İslam’ı yeryüzüne hakim kılmak için uğraşan dergi, İslami dergidir.’

"Eğer bir dergi ihlasla, İlahi rıza için, İslam’ı yeryüzüne hakim kılmak için uğraşıyorsa, o dergi İslamidir." diyen Turan, "Bunu test edebilirsiniz. Bunu okuyunca anlayabilirsiniz. Bu büyük bir hedefe mi kitlenmiş, dünya Müslümanlarının ittihadı için mi çalışıyor, birliği, bütünlüğü için mi çalışıyor? Yoksa Müslümanları parçalıyor mu?  Küçük meselelerle bizi uğraştırıyor mu?  Halbuki biz, bir dergi İslam’dan bahsetse diyoruz ki; bu dergi İslamidir."

İslami dergi nedir? İslami dergi İslam’dan bahseden dergi değildir. Bir derdi, gayesi, amacı olan dergidir. Bu gaye varsa dergi İslamidir. İ'la-i Kelimetullah’ı yeryüzüne yaymak için uğraşıyorsa, dergi İslamidir.” sözleriyle konuşmasına son verdi.  (Mehmet Tahir Özsoy-İLKHA)

Türkiye Dergiler Birliği (TÜRDEB) tarafından bu yıl 7'ncisi düzenlenen Uluslararası Dergi Fuarında Araştırmacı yazar Abdulkadir Turan'ın konuşmacı olarak katıldığı ‘İslami Dergicilik ve Medya’ başlıklı bir seminer düzenlendi.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Haluk Bilginer ekranlara dönüyor
Haluk Bilginer ekranlara dönüyor
Kendini kaplan sanan çıplak adam ormana daldı
Kendini kaplan sanan çıplak adam ormana daldı