Doğum kontrolü projeleri aslında neyi hedefliyor!

Neden olduğu sonuçlar açısından toplumu sosyal ve psikolojik olarak negatif yönde etkileyen “doğum kontrolü” uygulamasının masumane mi yoksa özel hedefler edinen, başta İslam dünyası olmak üzere dünyanın demografik yapısına etki amaçlı bir proje mi olduğu yıllardır tartışılıyor. Doğum kontrolü projeleri aslında neyi hedefliyor!

Doğum kontrolü projeleri aslında neyi hedefliyor!
Doğum kontrolü projeleri aslında neyi hedefliyor! admin
Bu içerik 131 kez okundu.
Reklam

İngiliz profesör ve Anglikan rahibi Thomas Robert Malthus’un fikri olarak öncülüğünü yaptığı “doğum kontrolü” uygulaması; doğurduğu sosyolojik, psikolojik ve dünya coğrafyasının demografik yapısına etkileri nedeniyle farklı fikri ve inanç kesimleri tarafından tartışılıyor.

Tarihin farklı dönemlerinde, farklı yöntemlerle karşımıza çıkan doğum kontrolüyle, istendiği zaman çocuk sahibi olmak hedeflenmiş, istenmeyen doğumların önüne geçilmek istenmiştir. Fakat 18. yüzyılın sonundan başlayarak yaygınlaşan doğum kontrolünün ana hedefi dünya nüfusunun artmasının önüne geçmek olmuştur. Bunun da öncülüğünü İngiliz iktisat profesörü ve Anglikan rahibi Thomas Robert Malthus (1766-1834) yapmıştır.

Doğum kontrolü 1800'lü yılların sonunda itirazlara rağmen İngiltere'de kesin olarak kabul edildi

Konuyla ilgili olarak "Nüfusun Toplumun Gelecekteki Gelişmesi Üstündeki Etkileri Konusunda Deneme" adında bir kitap yazan Malthus, dünyadaki kaynakların sınırlı olduğu düşüncesiyle nüfus artışını geçim kaynaklarına göre ayarlamak gerektiğini öne sürerek “doğum kontrol” yapılması gerektiği fikrinin öncülüğünü yaptı. O dönem farklı yöntemler gelişmediği için Malthus, cinsel perhizi önermiş ve bu konuda çalışmalar yapmıştı. İlk dönemler fazla ilgi görmeyen Malthus'un fikirleri 1800'lü yılların sonunda Hristiyan din adamlarının itirazlarına rağmen İngiltere'de kesin olarak kabul edilmişti.

Amerika’da 1960 yılında Gıda İlaç İdaresi (FDA) ilk doğum kontrol hapını onayladı

Avrupa'nın farklı ülkelerinde de tartışılan ve kabul edilmeye başlayan doğum kontrol fikri daha sonraları Amerika'da yayılmaya ve burada doğum klinikleri açılmaya başlandı. 1900'lü yılların başında gebeliği önleyici her türlü tedbirin ahlaki sayıldığı Amerika'da, doğum kontrolü için farklı yöntemler geliştirilmekle beraber 1960'da Gıda İlaç İdaresi (FDA) ilk doğum kontrol hapını onayladı. Sonraki yıllarda ise Yüksek Mahkemenin doğum kontrol yöntemlerinin kullanılmasına izin vermesiyle ABD'de doğum kontrolü yasal bir zemine oturmaya başladı.

Doğum kontrolü zamanla İslam toplumlarında bilinçli olarak yaygınlaştırıldı

Doğum kontrolü için tarihin her döneminde farklı yöntemler uygulanırken bu yöntemlerde hedef istenmeyen doğumların önüne geçmek olmuştur. Ancak son yüz yılda geliştirilen yöntemlerin yanı sıra hedef de değişmiştir. Önceleri batıda, dünyadaki imkânların artan nüfusa yetmeyeceği düşüncesi üzerine geliştirilen yöntemlerle son yıllarda İslam dünyası üzerinde gizli veya açık şekillerde uygulanarak Müslüman nüfusun artmasının önüne geçilmek istenmiştir. 

Türkiye'de 1967 yılında “Nüfus Planlaması” hakkında kanun çıkarıldı

ABD'de yasal bir zemine oturtulan doğum kontrolü daha sonraları farklı isimler ve yöntemlerle başta İslam ülkeleri olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında uygulamaya konuldu. Türkiye'de ise 1967'de “Nüfus Planlaması” hakkında kanun çıkarılarak gebeliği önleyici tedbirler uygulamaya konuldu. Hatta daha da ileri gidilerek İslam'da cinayet olarak kabul edilen ve batı ülkelerinde halen tartışma konusu olan kürtaj bile uygulanmaya başlandı.

Ülkelerinde her çocuk için teşvik veren Batı, İslam coğrafyasında doğum kontrolünü yaygınlaştırdı

Batıda nüfusun düşmesinin ardından kendi nüfuslarını arttırma çalışmaları başlatan Batı ülkeleri, her doğan çocuk için ailelere teşvikler vermeye başladı. Tehlikeyi görüp kendi ülkelerinde yeniden nüfus arttırmaya çalışan Batı, İslam dünyasında ise çeşitli isimler altında doğum kontrol çalışmalarını sürdürmeye devam etti.

İslam ülkelerinde ücretsiz olarak doğum kontrol malzemeleri dağıtıldı

Yaşadığı tecrübenin ardından nüfusun önemini anlayan ve politikalarını bu yönde oluşturmaya başlayan Batı ülkeleri, kendilerine tehdit olarak gördüğü başta Müslümanlar olmak üzere, dünya milletlerin yüksek doğum oranlarını azaltmak için farklı yollara başvurmaya başladı. Kurduğu farklı kuruluşlarla yaygınlaştırılmak istenen doğum kontrolü yöntemleriyle her ne kadar Müslüman nüfusun artışının önlenmesi hedeflendiyse de genelde bu açıkça dile getirilmedi. Bu amaçla hedeflenen ülkelerde ücretsiz olarak doğum kontrol malzemeleri dağıtılarak çalışmalar yapıldı. Genel olarak da dünyadaki kaynakların kıtlığı ve fakirlik korkusu ile doğacak çocuk için çizilen karanlık gelecek ile aileler ikna edilmeye çalışıldı.

Komünist Çin yönetimi Uygurlu Müslümanları, Budist Myanmar'da Arakanlı Müslümanların nüfusunu hedef almıştır

Ancak bu durum Doğu Türkistan ve Myanmar gibi Müslümanlar üzerinde baskıların arttığı yerlerde gizlenmedi ve doğum kontrol yasası yürürlüğe konuldu. Komünist Çin Yönetimi, Doğu Türkistan'da Müslüman Uygurların nüfusunu azaltmak için açık açık doğum kontrol siyaseti izlerken, Myanmar'da Budist yönetim tarafından yasa çıkarılmasının amacının da Arakanlı Müslüman azınlığın çoğalmasını önlemek olduğunu gizlemedi.

İslam'da ise Allah-u Teala, batının dünya kaynaklarını (rızık endişesi) gerekçe göstererek doğumların önüne geçmesinden 1400 yıl önce "Yoksulluk kaygısıyla evlâtlarınızı öldürmeyiniz. Onların da sizin de rızkınızı veren biziz. Onları öldürmek ağır bir suçtur." (İsra:31) buyurarak rızkı verenin kendisi olduğunu belirtmiş ve kaynak endişesinin yersizliğine dikkat çekmiştir.

Yine, Allah’ın peygamberi olan Hz Muhammed “Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.” buyurarak her bir doğumu Müslüman nüfusun artması olarak görmüş ve ümmetine evlenerek çoğalmayı tavsiye etmiştir.

Bunlarla beraber doğum kontrolü için üretilen ilaç ve malzemelerin kullanımının İslam'daki yeri için fıkıh kitaplarında farklı fetvalar bulunurken, bu gibi malzemelerin kullanımında İslam düşmanlarının amaçlarının da göz önünde bulundurulmasına dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.

İslam, insana zarar verici her çeşit tıbbi müdahaleyi, kısırlaştırmayı, doğum kontrolünün dışarıdan zorla veya manipülasyonla yaptırılmasını yasakladığı gibi kürtajı da kesinlikle cinayet olarak kabul etmiştir. (İLKHA)

Neden olduğu sonuçlar açısından toplumu sosyal ve psikolojik olarak negatif yönde etkileyen “doğum kontrolü” uygulamasının masumane mi yoksa özel hedefler edinen başta İslam dünyası olmak üzere dünyanın demografik yapısına e
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yiğithan Güveli kimdir?
Yiğithan Güveli kimdir?
TL'deki değer kaybı canımızı sıkıyor
TL'deki değer kaybı canımızı sıkıyor